Devâ İçin Dert Aranır, Adı "Aşk".

19/7/2009 - Anla Beni Sultanım

HİLYE'de: eL-eM

 






Zifiri kıtalardan geçerek geldim sana
Kan renginde bir mühür bir yanında yüzümün
Bir yanında zalimler otağından çizgiler
Aynalardaki ben'sin diye yöneldim sana

Ruhum gökte öyle bir pervanedir ki döner
Mihverimde olanın mihverinde,  riyasız
Namağlup bir köledir gözlerimde yanan mum
Seninle güneş olur sensiz kalınca söner

Anla ki, bezirganı ağlayan bu yolculuk
Kalbimi ufuklara gömdüğünde son bulur
Hükümranlık senindir bu rüya ülkesinde
Kölenin hayalinde azatlık yok, kaçış yok

Sultanım, ister çürüt aynalarda bu teni
İster gönder üstüme bütün ordularını
Razıyım kapatsan da zindanlarına sessiz
Yetecektir bir defa bağışlasan gölgeni

Hafızamda geçmişten ne işaret, ne bir iz
Gülleriniz altında kaldı isyan ve hüzün
Hiçbir şey olmasa da sarar beni bir ömür
Gözleriniz sultanım, sadece gözleriniz

Şu mahzun ellerime vur artık kelepçeni
Eşiğindedir başım, üzerine basıp geç
Yürüyüp git istersen koyarak bir köşede
Her yaptığın revadır, yeter ki anla beni

Nurullah GENÇ

Fotoğraf için Mehlika Asiltürk'e teşekkürler...



GönleDüşen (yok) :: :: Bağlantı

13/4/2009 - !

HİLYE'de: inci mercan



Bendeniz,
Rukâl..ya da Hilye,
Nacizane de olsa,
Kendime ait birkaç şiiri, cümleyi yayımlıyorum burada.
Benim olmayan yazı, şiir ve fotoğraflarda da muhakkak kaynak gösteriyorum.
Fotoğraflarda, şiirlerde, yazılarda... emeği geçenlere, hak sahiplerine saygısızlık olmasın istiyorum.
Ancak kendime ait cümleleri ve şiirleri
Başka bloglard ve sitelerde  kaynak ve isim belirtilmeden yayımlanmış görüyorum.
Gösterdiğim özen ve saygıyı sizlerden de bekliyorum....
Diyebilirsiniz, çok mu önemli!
Evet.
Benim için önemli.
Sizin için de önemli olmalı.

İlgilisine... Rukâl'den!



GönleDüşen (1) :: :: Bağlantı

17/3/2009 - Söylenmemesi Gerekenin Şiiri

HİLYE'de: eL-eM



...
Âh bir tutunabilsem burçlarına güneşin,
Sessiz yürüyebilsem zifiri gecelerde.
Âh, küçük bir vatanım olsa kalbinde senin,
Kundağında vuslatı yudumlasak evrenin,
Bitmeyen bir şarkıya kenetlense gönlümüz
Birbirine karışsa ölümümüz, ömrümüz
İpek avuçlarında uyanmak diliyorum...

"söylememeliydim, biliyorum!.."

Nurullah GENÇ- Söylenmemesi Gerekenin Şiiri

GönleDüşen (yok) :: :: Bağlantı

22/12/2008 - Sonrası Ayrılık

HİLYE'de: Filbahri




Fotoğraf : Ahmet ÇETİNTAŞ


Hatırlayınca içim burkulurdu. Hala daha öyle... 


"Günler akıp gidiyor ellerimin arasından; yağmurlar, karlar, güneşler... Tam yaşanılacak yerinde hayatın, araya ayrılıklar, uzaklıklar giriyor, kopuyoruz. Dağlarla çevrili kasaba azmanı bu kentte; zamanın umulmayan savuruculuğuyla, yıllar yılı geliştirdiğim özlemler, gerçek çizgisine oturup, dayanılmaz doruklara uzanıyor. Sonra hep başa dönüyorum...
Ne zaman
şakaklarıma, iki kaşımın arasına bir ağrı saplansa,
akşam olsa, üşüsem, titresem sabahlara kadar, tek başıma gecenin soğuğuna girdiğimde, ya da unuttuğumu sandığım herhangi bir yaz akşamı,
hergün başlayıp biten arkadaşlıkların ortasında,
bir park köşesinde ya da bir sinema koltuğunda kentin uğultusundan kaçarken,
Ne zaman
çocukluğuma sürgün edilsem, içimden ağlamalarımı döküyorum.
Sanki seni bir daha göremeyeceğim.... "

Ethem BARAN- Sonrası Ayrılık





GönleDüşen (yok) :: :: Bağlantı

14/12/2008 - Ama...

HİLYE'de: eL-eM






Yorgun,
Kanadı kırık kuş gibiydim.
Uçabilir miydim!...


Sen var iken
Olmayacaktı, biliyordum
Ama,
Kırılmamış bir kalp olmayı isterdim...

Rukâl

(Fotoğraf: Enver Şengül)



GönleDüşen (1) :: :: Bağlantı

22/11/2008 - Lâ: Sonsuzluk Hecesi






Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs’tan, Âdem’le Havva’nın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. İnsanın bütün halleri Âdem’de gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti.
Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım
Ne zaman ki, kalmaiçin değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attığımız değil kısa bir gölge saldığımız şu dünyada bir cennet sürgünüyle yazgılandığımı anladım ve Kelimeler Kitabı-çift isimler sahifesinde, Âdem’le Havva’nın yanına bir de Habil’le Kabil’i ekledim. O zaman anladım anlatma zamanının geldiğini.
Hikâyenin ismi düştü dilime bir gece: LÂ.
İLLÂ, dedim.
Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu bildim.


NAZAN BEKİROĞLU'NUN YENİ ROMANI
LÂ: SONSUZLUK HECESİ




GönleDüşen (2) :: :: Bağlantı

<- :: Sonraki Yazı ->

RUKÂL...Gözde Nem... Gönülde Elem:

Siyah belki aldatır içindeki beyazı, Talihin aynaları kırıyorsa, hüzündür! Sen halâ anlamadın ne baharı, ne yazı Beni cehennem kılan, o, esrarlı yüzündür... (Nurullah Genç)

DEVÂ Diyarları

h2so4
sukretmiyoruz
huznumsel
farukboran
adigebatur
gozgumisali
alaraamber
lagzan
eyferu
bilmekgerek
ihya
ustaplan
biltir
genocide
vaktileyl
payydoss
ilayusuf
donence83
gulvisal